TARİHTEN BUGÜNE
MASAJ VE MASAJ

UYGULAMALARI

Çoğu dünya diline Yunancada “yoğurma” anlamına gelen “massein” sözcüğünden geçen bir dokunma sanatı olan “masaj”ın sağlığa faydaları ve tamamlayıcı bir etmen olarak çoğu tedaviyi pekiştirdiği gerçeği göz ardı edilemez bir şekilde karşımızdadır. Masaj deri ve deri altı dokusu, kaslar, iç organlar, metabolizma, dolaşım ve lenf sistemlerinin mekanik ve sinirsel (refleks) yolla tedavi amaçlı uyarılması; çeşitli darbeler ve ovmalarla bölgesel kan dolaşımını arttırma, damarları genişleterek dokuya daha fazla kan gelmesini sağlama yöntemidir. Masajla yumuşak dokular mekanik olarak uyarılarak sistematik manipülasyonlarla organizmada fizyolojik ve psikolojik etki yaratılır. Masaj hasta ve yorgun bir organın rehabilitasyonu ve kişinin önceki sağlıklı durumuna kavuşabilmesi için organizmanın üzerinde oluşturulan mekanik enerjinin derinlerde fizyolojik etkiler yaratması esasına dayanan bir tedavi şeklidir.

Ülkemizdeki yanlış masaj uygulamaları ve masajın içeriğinden saptırılarak farklı amaçlar için kullanılması, masajı bir şifa kaynağı olarak öğrenmek, uygulamak ve hissetmek isteyenler için önemli bir sorun oluşturuyor. Çoğu masaj salonuna gidildiğinde, masajı beden ve sağlığına yararlı bir dokunma sanatı olarak gören müşterilerin isteklerini karşılayabilecek kalitede eğitimli uzmanların ve ortamın bulunmadığı gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu yeterli bilgiye sahip olmayan kişilerce işletilen masaj salonlarının ve masajı öğrenmeden uygulamaya koyulanların etkisiyle masaj sanatı medyada kötü anılır ve önemsenmez bir konumda görülür hale geldi.

Oysa tarihe bakıldığında masajın ne kadar önemli bir temel olduğu rahatça görülmektedir. Dokunma sanatı diye anılan masajın ilk uygulamalarının İ.Ö. 3000’li yıllarda Çin ve Hindistan’da yapıldığı bilinmektedir. Masajla ilgili ilk yazılı kaynaklar eski Yunan hekimleri tarafından kaleme alınmıştır. Hindistan’da uygulanan şifa yöntemlerine bakıldığında masajın çok eski yıllarda uygulandığını görüyoruz. Örneğin, İ.Ö. 1800’lere kadar giden ve Ayurveda adı verilen antik sağlık sisteminin tedavi yöntemleri arasında eterik yağlarla yapılan masaj önemli bir yer tutmaktadır. Yine antik çağlara baktığımızda tedavi ile uğraşan kişilerin, çevresindekilere şifa vermek için elle masaj yaptığı görülmektedir. Hristiyanlıktan önceki Yunan ve Roma kaynaklarında verilen bilgilerde; sporculara aktivitelerini çoğaltmak için yarışmadan önce ve sonra, kişilere hasta olduklarında, banyolardan önce, bedensel – dinsel yakarılarda, sindirim bozukluklarında ve solunum yetmezliğinde yapılan masajın faydasından söz edilmektedir. Örneğin, tıbbın kurucusu kabul edilen Hipokrat (İ.Ö 460-375) masajın sağlığa faydalarını anlatmış ve hekimlik sanatına ulaşmak isteyen herkesin masaj sanatını bir temel olarak bilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Hipokrat’ın da belirttiği gibi masajı bilmek; daha geniş anlamıyla dokunmayı, değiştirmeyi ve bunu yaparken de şifa vermeyi bilmek, tam anlamıyla hekimliğin önemli bir bölümü ve tamamlayıcısıdır.

İngiliz Dr. James B. Mennell (1880-1957) Physical Treatment By Movement, Manipulation and Massage (Hareket, Manipülasyon ve Masaj Yoluyla Fizik Tedavi) adlı eserinde tedavi amaçlı masajı geniş olarak ele almış, fakat bir sınıflandırma yapmamıştır. Bu arada yavaş yavaş masajın değerinden ve yöntemlerinden söz eden yapıtlar da ortaya çıkmaya başlamıştır. O zamanlarda masaj vücuda çıplak olarak mı yapılmalı yoksa elbise üzerinden mi yapılmalı düşüncesi tartışma konusu olmuş. Rcibmayr bu düşünce üzerine çıplak vücudun hiçbir ara madde kullanılmadan ovulmasını savunmuştur.

Günümüze kadar gelen masaj üzerine birçok eser yayınlandı. Bunların ilki Çin’de piyasaya sürülmüştür. Yukarıda masajın tarihçesinden bahsederken de ele aldığımız, İsveç masajının diğer bir adı olarak birçok masaj okulunda uygulanan (İsveç) klasik masajda bugün uyguladığımız tekniğe Albert Hoffa (1859-1907) 1893 yılında yayınlanan yapıtında geniş yer vermiştir. Klasik masaj 20. yy. ortasından başlayarak teknik yönünden bugünkü biçimini almıştır. Eğitim veren birçok kurumda ve yayımlanan kitaplarda bazı küçük değişimlerle beraber esas kurallar günümüze kadar aynı kalmıştır. Günümüzde şimdiye kadar gelen klasik masajın üzerine bazı hareketler ilave edilerek yapılan uygulama teknikleri ile masaj çeşitleri pek çok farklı isim adı altında toplanmıştır. Bu bağlamda thai masajı, shiatsu-tıbbi masaj gibi farklı türleri örnek verebiliriz.

Yunan Filozof Demokritos’a göre (İ.Ö 460-380) “İnsanlar tanrıdan sağlık dilerler. Oysa bunun kendi ellerinde olduğunu ve korumaları gerektiğini öğrenseler hiç tasalanmalarına gerek kalmazdı.” Tarihten bugüne masaj ve masaj uygulamaları kitabının yazılmasındaki amaç Demokritos’un da dediği gibi ellerimizde gizlenmiş olan şifayı açığa çıkarmaktır.

Masajı tarihten bilgiler ışığında, pratik uygulamalarla donatarak işleyen bu kitap geniş bir alana yayılan ve sağlık üzerinde çok önemli etkileri bulunan bu dokunma sanatıyla ilgilenmek isteyen herkes için bir başucu kitabı niteliğindedir.

Masajın gün geçtikçe popülerleşmesine rağmen bu alanda yeterli eğitim olanağının bulunmamasının ne kadar önemli bir sorun olduğu rahatça görülebilir. Tarihten Bugüne Masaj ve Masaj Uygulamaları adlı bu eser masaj alanındaki büyük boşluğu doldurmakta ve masajı profesyonelce öğrenmek isteyen ve masaj hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkese, masajı öğrenmek için bir olanak sunmaktadır.

Masaj hangi ortamda ve kimler tarafından uygulanmalıdır?

Bedenimizi şımartmak, ruhumuzu beslemek, günün yorgunluğundan ve stresinden arınmak için ihtiyacımız olan masaj için kendimizi hijyene önem veren tam donanımlı SPA merkezleri, masaj terapi salonları ve 608 saatlik milli eğitim onaylı masaj belgesine sahip olmuş, gerçekten düzgün disiplinli eğitim almış uzman terapistlere teslim etmeliyiz.

Doğru uygulandığı takdirde hastalıklara ve yorgunluklara iyi gelen, şifa veren masaj yanlış uygulandığında ise hasta, yorgun bir bedene ve sakatlanmalara neden olabilir.

Hizmet alacak müşteri olarak biraz daha araştırıcı ve bilinçli olmamızda fayda var. Seçici olabilirsek işini gerçekten önemseyerek disiplin içerisinde yapan kişilere de haksızlık etmemiş oluruz. Bu konuda herkesin duyarlı olması, masajın bir şifa kaynağı olarak var olabilmesinin önündeki engelleri kaldıracak ve masaj sanatına tarihinden gelen derinliği yeniden kazandıracaktır.